Lastik Aşınması: İstanbul’da Soluduğumuz Görünmeyen Kirlilik

İstanbul’da hava kirliliği dendiğinde çoğumuzun aklına hâlâ egzoz dumanı geliyor. Uzun yıllar boyunca da durum gerçekten buydu. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, şehir havasındaki partikül kirliliğinin önemli bir kısmının artık egzozdan değil, araçların mekanik aşınmasından kaynaklandığını gösteriyor [1][2].

Bu ne demek?

Kısaca şu: Trafikte gördüğümüz her araç, sadece yakıt yakarak değil, aynı zamanda lastiklerini ve frenlerini aşındırarak da hava kirliliği üretiyor.

Ve bu kirlilik çoğu zaman gözle görülmüyor.

Mekanik Aşınma Nedir, Neden Önemli?

Araç hareket ettikçe lastikler asfaltla sürtünür. Her fren yaptığımızda ise balata ve disk yüzeyi mikroskobik düzeyde aşınır. Bu süreç tamamen normaldir; ancak ortaya çıkan parçacıklar oldukça küçüktür ve havada asılı kalabilir.

Bu parçacıkların içeriği düşündüğünüzden daha karmaşıktır:

  • Lastik aşınması → sentetik kauçuk ve mikroplastikler
  • Fren aşınması → demir, bakır, çinko gibi metaller

Özellikle fren kaynaklı partiküller, metal içerikleri nedeniyle kimyasal olarak daha reaktiftir ve sağlık açısından daha problemli kabul edilir [3].

Avrupa Çevre Ajansı’nın değerlendirmelerine göre, yol trafiğinden kaynaklanan partiküllerin önemli bir bölümü artık bu egzoz dışı emisyonlardan oluşmaktadır [2].

İstanbul’da Ne Kadar Aşınma Oluyor?

Bu sorunun net bir “ölçülmüş” cevabı yok; ancak bilimsel literatürde araç başına yıllık aşınma miktarları oldukça iyi biliniyor.

Ortalama olarak:

  • Bir araç yılda yaklaşık 1–1.5 kg lastik aşındırır [4]
  • Fren (balata + disk) aşınması ise 0.3–0.6 kg/yıl aralığındadır [5]

İstanbul’da aktif trafikte yaklaşık 5 milyon araç olduğu düşünüldüğünde, kaba ama gerçekçi bir hesap şöyle oluyor:

  • Lastik aşınması → yılda yaklaşık 6.000 ton
  • Fren aşınması → yılda yaklaşık 2.000 ton

Bu da günlük olarak yaklaşık 20–25 ton partikülün sadece trafik nedeniyle havaya karıştığı anlamına geliyor.

Bu sayı ilk başta yüksek gelebilir ama şehir ölçeğinde ve araç sayısı düşünüldüğünde oldukça makul.

Kirlilik Her Yerde Aynı Değil

Bu tür partiküller şehir geneline eşit dağılmaz. En kritik faktör frenleme sıklığıdır.

Bu yüzden özellikle şu tür bölgeler öne çıkar:

  • Büyük kavşaklar ve bağlantı noktaları
  • Sürekli dur-kalk trafiğin olduğu ana arterler
  • Yoğun ticari araç kullanılan hatlar

 

Avrupa Yakası’nda öne çıkan yüksek maruziyet bölgeleri

İstanbul’da bu kirlilik tek bir noktaya özgü değildir; özellikle Avrupa Yakası’nda ana ulaşım ağının büyük bölümü risk altındadır.

Öne çıkan bölgeler:

  • Büyükdere Caddesi (Levent – 4. Levent – Maslak)
    Yüksek bina yoğunluğu + yoğun trafik → partikül birikimi
  • Mecidiyeköy – Zincirlikuyu – Gayrettepe hattı
    Metrobüs + otobüs + özel araç → sürekli frenleme
  • E-5 (D-100) koridoru (Avcılar – Bakırköy – Cevizlibağ – Şişli)
    İstanbul’un en yoğun trafik hattı
    Özellikle Cevizlibağ ve Avcılar çıkışları kritik
  • Basın Ekspres Yolu (İkitelli – Güneşli – Yenibosna)
    Yeni nesil “kentsel kanyon” bölgesi
    Trafik + inşaat + kapalı hava akışı
  • TEM bağlantıları (Mahmutbey – İkitelli)
    Ağır vasıta ve lojistik yoğunluğu
  • Beşiktaş – Barbaros Bulvarı ve köprü bağlantıları
    Yokuş + yoğun trafik → yüksek fren aşınması
  • Taksim – Şişli – Beşiktaş üçgeni
    Dar sokaklar + yoğun trafik → hava sirkülasyonu zayıf
  • Haliç çevresi (Halıcıoğlu – Okmeydanı – Ayvansaray)
    Sıkışan trafik + kavşak yoğunluğu
  • Zeytinburnu – Merter – Topkapı hattı
    Sanayi + trafik birleşimi
  • Küçükçekmece – Sefaköy – Florya aksı
    E-5 bağlantılı yoğun dur-kalk

Anadolu Yakası, Avrupa Yakası’na göre daha “ferah” algılansa da trafik kaynaklı partikül üretimi açısından birçok kritik hotspot barındırır. Özellikle son yıllarda artan yapılaşma ve araç yoğunluğu, bu bölgelerde maruziyeti ciddi şekilde artırmıştır.

Anadolu Yakası’nda öne çıkan yüksek maruziyet bölgeleri

  • Fikirtepe – Uzunçayır kavşak sistemi
    İstanbul’un en karmaşık ve yoğun kavşaklarından biri
    E-5 bağlantısı + sürekli dur-kalk → yoğun fren partikülü üretimi
  • Bağdat Caddesi ve paralel akslar
    Sürekli akan ama sık sık duran trafik
    Yaya yoğunluğu yüksek → maruziyet doğrudan artar
  • Kadıköy merkez (Rıhtım – Altıyol – Söğütlüçeşme)
    Toplu taşıma + özel araç + servis kombinasyonu
    Dar alan + yoğun hareket
  • Üsküdar – Altunizade – köprü bağlantı yolları
    Boğaz geçiş trafiği → ani frenleme ve hızlanma
    Gün içinde sürekli yoğunluk
  • Ataşehir Finans Merkezi ve çevresi
    Yeni iş merkezi yoğunluğu
    Yüksek bina + trafik → kentsel kanyon etkisi
  • Ümraniye – Dudullu sanayi hattı
    Sanayi + ticari araç trafiği
    Ağır metal içeriği potansiyel olarak daha yüksek partiküller
  • Kartal – Maltepe E-5 hattı
    Lineer ama sürekli sıkışan trafik
    Özellikle köprü yönü akışlarında yoğun frenleme
  • Pendik – Kurtköy – Sabiha Gökçen bağlantıları
    Lojistik + havalimanı trafiği
    Ağır vasıta oranı yüksek

Kentsel Kanyon Etkisi

Bir de işin mimari tarafı var.

Yüksek binaların olduğu bölgelerde hava akışı sınırlanır. Bu durum literatürde “kentsel kanyon etkisi” olarak geçer [6].

Bu etki nedeniyle:

  • Partiküller dağılmaz
  • Aynı hava daha uzun süre solunur
  • Kirlilik lokal olarak birikir

Yani aslında en yoğun kirlilik, çoğu zaman en çok yaşanan yerlerde oluşur.

Sağlık Üzerindeki Etkiler

Bu partiküllerin önemli bir kısmı PM2.5 ve daha küçük boyuttadır. Yani:

  • Akciğerlerin derin bölgelerine kadar ulaşabilir
  • Bazıları kana karışabilir

Özellikle metal içeren fren partiküllerinin:

  • oksidatif stres oluşturduğu
  • inflamasyonu tetiklediği

bilimsel olarak gösterilmiştir [3][7].

Uzun vadede ise bu tür maruziyetler ile:

  • solunum hastalıkları
  • kardiyovasküler problemler
  • kronik inflamasyon

arasında ilişki kurulmaktadır [7].

 

Dışarıda Başlıyor, Evde Devam Ediyor

Bu konudaki en kritik noktalardan biri şu:

Bu partiküller sadece dış ortamda kalmaz.

  • Açık pencerelerden içeri girer
  • Kıyafet ve ayakkabılarla taşınır
  • Ev içinde tekrar havaya karışır

Yani günün büyük kısmını geçirdiğimiz alanlarda da bulunur.

Sonuç

İstanbul’da hava kirliliği artık sadece egzoz meselesi değil.

Lastik ve fren aşınması, sürekli ve görünmeyen bir partikül kaynağı haline gelmiş durumda.

Üstelik:

  • En çok üretildiği yerler trafik yoğun alanlar
  • En çok maruz kalınan yerler yaşam alanlarımız

Bu da konuyu sadece çevresel değil, doğrudan gündelik yaşamın bir parçası haline getiriyor.

Kaynakça

[1] Grigoratos, T., & Martini, G. (2015). Non-exhaust traffic related emissions. European Commission Joint Research Centre.
[2] European Environment Agency (EEA). (2019). EMEP/EEA air pollutant emission inventory guidebook.
[3] Thorpe, A., & Harrison, R. M. (2008). Sources and properties of non-exhaust particulate matter from road traffic. Science of the Total Environment.
[4] Kole, P. J. et al. (2017). Wear and tear of tyres: A stealthy source of microplastics in the environment. International Journal of Environmental Research and Public Health.
[5] Kukutschová, J. et al. (2011). On airborne nano/micro-sized wear particles released from low-metallic automotive brakes. Environmental Pollution.
[6] Oke, T. R. (1988). Street design and urban canopy layer climate. Energy and Buildings.
[7] WHO (World Health Organization). (2021). Air quality guidelines and health effects of particulate matter.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir